Renkli kâğıt biçimlerini çevreleyen yarı saydam bölüm ve ona bağlanan boş konuşma balonu.

Aleksitimi Nedir? Duyguları Tanıma ve Anlatma Güçlüğü

Bir öğrenci, arkadaşlarıyla yaşadığı bir olayı ayrıntılarıyla anlatıp “Peki o sırada ne hissettin?” sorusunda duraksayabilir. Duyguları tanıma ve kelimelerle anlatma güçlüğü, aleksitimi kavramının merkezindedir. Böyle bir duraksamada öğretmenin önce öğrencinin neyi ifade etmekte zorlandığını anlaması gerekir.

Aleksitimi, farklı düzeylerde görülebilen bir özellik olarak ele alınır. Tek bir sessizlikten veya “bilmiyorum” cevabından hareketle kişiye bu etiketi vermek doğru olmaz. Kavramın tanımı ve boyutları, duygusal farkındalık üzerine derlemede açıklanır.

Duyguları tanıma güçlüğünün kapsamı

Temel ayrım, duygunun yaşanması ile fark edilip anlatılması arasındadır. Kişi bir rahatsızlık hissedebilir; bunun öfke mi, üzüntü mü, kaygı mı olduğunu söylemekte zorlanabilir. Bazen de ne hissettiğini yaklaşık olarak bilir ama bunu karşısındaki kişiye anlatacak sözcükleri bulamaz.

Araştırmalarda sık kullanılan çerçeve üç yönü ayırır: duyguyu tanımada güçlük, duyguyu anlatmada güçlük ve dikkatin iç yaşantıdan çok dış olayların ayrıntılarına yönelmesi. Bunlar, kişinin yaşadığı güçlüğü açıklayan kavramsal boyutlardır. Öğretmenin bir davranış listesini işaretleyerek tanı koymasını sağlamaz.

Bu nedenle görüşmede “Duygularını hiç bilmiyor” yerine, gözlenebilen durumu yazmak daha açıklayıcıdır: “Olayı anlattı; o sıradaki duygusunu adlandırmakta zorlandı.” Böyle bir not, öğrencinin anlatısını korur ve sonraki görüşmede hangi noktaya dönüleceğini gösterir.

Duyguyu anlatamamak nasıl yanlış yorumlanır?

Aleksitimiyi “duygusuzluk” diye açıklamak, kavramın duyguyu fark etme ve anlatma yönünü kaybettirir. Aynı şekilde, duygusunu söylemekte zorlanan bir öğrencinin başkasını önemsemediği sonucuna hemen varılamaz. Paylaşmak istememesi ile ne hissettiğini ayırt edememesi de görüşmede ayrı ayrı anlaşılmalıdır.

Türkiye’de 12–18 yaşındaki 50 sosyal anksiyete tanılı ergenin 50 kontrolle karşılaştırıldığı bir çalışmada, klinik grupta aleksitimi ve duygu düzenleme güçlükleri daha yüksek bulunmuş; empati puanlarında gruplar arasında anlamlı fark saptanmamıştır. Bu kesitsel araştırma, bütün öğrencilere genellenemez. Bulgular, farklı özellikleri tek bir kişi etiketinde toplamamamız gerektiğini hatırlatır.

Anhedonide ele alınan haz kaybı da farklı bir sorudur. Bir etkinlikten keyif alıp almamak ile yaşanan duyguyu adlandırabilmek ayrı ayrı konuşulmalıdır. Öğrencinin ne yaşadığını öğrenmeden kavramları birbirinin yerine kullanmayın.

Bedensel duyumdan duyguya geçerken

Öğrenci önce “İçim sıkıştı”, “Yüzüm ısındı” ya da “Karnım ağrıdı” diyebilir. Bedenin içinden gelen sinyalleri fark etme ve yorumlama, interosepsiyon olarak adlandırılır. Bu duyumların hangi duyguyla ilişkili olduğunu kişi adına belirlememek gerekir.

2024 tarihli bir sistematik derleme ve meta-analiz, beden duyumlarına ilişkin öz bildirimlerle aleksitimi arasındaki ilişkinin kullanılan ölçüm aracına göre değiştiğini gösterir. İncelenen 32 çalışmanın kesitsel olması, neden-sonuç yorumu yapılmasını sınırlar. “Bedenine dikkat ederse bu güçlük geçer” gibi bir sonuç çıkaramayız.

Görüşmede bunun karşılığı sade olabilir: “Bedeninde olanı söyledin. O anda aklından ne geçiyordu?” Ardından öğrencinin kendi açıklamasını dinleyin. Bedensel yakınmaları yalnızca duygusal bir açıklamaya bağlamayın; gerekli sağlık değerlendirmesi ihmal edilmemelidir.

Öğrencinin anlatısını açabilecek sorular

Bu sorular, öğrencinin yaşadığı bir olayı kendi sözleriyle anlatmasına yardımcı olmak için hazırlanmıştır. Puanlama yapılmaz. Hepsini peş peşe sormak yerine, öğrencinin anlatısında belirsiz kalan noktaya uygun olanı seçin. Özel yaşantısını sınıf önünde açıklamasını istemeyin.

Bireysel görüşmede kullanılabilecek soru örnekleri
Konuşulacak nokta Soru örneği Dinlerken dikkat edilecek ayrım
Olayın sırası “En başta ne oldu, sonra ne değişti?” Olayı anlatma ile o sıradaki duyguyu anlatma.
İç yaşantı “O anda aklından ne geçiyordu?” Gerekirse: “Bedeninde bir değişiklik fark ettin mi?” Düşünce, bedensel duyum ve duyguya ayrı yer verme.
Duygu sözcüğü “Buna yakın bir kelime bulabiliyor musun? Bulamıyorsan başka türlü anlatabilirsin.” Kişinin kendi sözcüğü ile yetişkinin önerdiği sözcük.
Paylaşma isteği “Anlatmakta mı zorlanıyorsun, yoksa şu anda konuşmak istemiyor musun?” İfade güçlüğü ile paylaşmama tercihi.
Destek beklentisi “Bu durum olduğunda yanında olmamı nasıl istersin?” Öğrencinin ihtiyacı ile yetişkinin varsayımı.

Not alırken öğrencinin sözünü ve sizin gözleminizi ayırın. Örneğin öğrenci “Bir şey söyleyemedim” dediyse, bu sözün yanına “üzgündü” diye kesin bir yorum eklemek yerine duyguyu henüz açıklayamadığını yazabilirsiniz. Öğrencinin bilmediğini söylediği yerde boşluğu kendi tahmininizle doldurmayın.

Duygu kelimesini bulamadığında

Örnek bir görüşmede, sunumdan sonra sessizleşen bir öğrenciyle konuştuğumuzu düşünelim. Öğrenci “Kötüydü ama nasıl kötü bilmiyorum” diyor. Öğretmen şöyle yanıt verebilir: “Hemen bir ad bulmamız gerekmiyor. Sunumun hangi anında böyle olduğunu hatırlıyor musun?”

Öğrenci arkadaşlarının güldüğü anı anlatırsa, önce o anı dinleyin. “Kesin utanmışsındır” demek yerine, “O sırada aklından ne geçti?” sorusuyla ilerleyebilirsiniz. Duygu sözcükleri önerdiğinizde de bunları seçenek olarak sunun: “Kaygı, kırgınlık veya başka bir duygu olabilir mi? Bunların hiçbiri uymuyorsa kendi sözlerinle anlatabilirsin.”

Yazmak veya çizmek isteyen öğrenciye bu seçeneği sunabilirsiniz. Seçtiği renk ya da çizgiye siz anlam vermeyin; “Burada ne anlatmak istedin?” diye sorun. Bu örnek, öğrenciyle konuşmak için önerilen bir yoldur; doğrulanmış bir aleksitimi tedavisi olarak sunulmaz.

Sınıf çalışması planlıyorsanız ilkokul için hazırlanan duygusal farkındalık atölyesine bakabilirsiniz. Ortaokul veya lisede kullanacağınız örnekleri ve dili öğrencilerin yaşına göre yeniden düzenleyin. Etkinliğin amacı duygu sözcükleri üzerine konuşmak olsun; öğrencileri aleksitimi açısından sınıflandırmayın. Gerçek yaşantısını paylaşmak istemeyen öğrenci, kurgu bir olayla çalışabilir.

Görüşmenin sınırı ve destek ihtiyacı

Güçlük tekrar ediyor, öğrenciyi belirgin biçimde zorluyor veya ilişkilerine ve günlük yaşamına yansıyorsa okulun rehberlik servisiyle değerlendirilmelidir. Daha kapsamlı bir ihtiyaç olduğunda uygun ruh sağlığı hizmetine yönlendirme planlanır. Ölçek seçimi ve klinik yorum, yaşa uygun değerlendirme ve mesleki yetkinlik gerektirir.

Bir sonraki görüşmede öğrencinin seçtiği anlatma yoluna dönün: Olayı konuşmak mı, yazmak mı, çizmek mi daha uygundu? Notunuza öğrencinin sözünü, açıklığa kavuşan noktayı ve henüz konuşamadığınız soruyu ayrı ayrı yazın. Böylece sonraki görüşmeye nereden başlayacağınız belli olur.

Kaynaklar

Bir yanıt yazın

Blog PDR - Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Blogu sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin