Ortak bir yüzeyde dokunmuş petrol yeşili, adaçayı ve mercan renkli kâğıt şeritler.

Alfred Adler Kimdir? Hayatı ve Bireysel Psikoloji

Alfred Adler, bireysel psikolojinin kurucusu olan Avusturyalı hekim ve psikoterapisttir. İnsanı anlamak için yalnızca yaşadığı güçlüğe değil, ilişkilerine, kendine verdiği değere ve yaşamında yöneldiği amaçlara da bakar. Adler’e göre düşünce, duygu ve davranış bir bütün olarak, kişinin ilişkileriyle birlikte anlaşılır.

Adler’in rehberlik ve psikolojik danışma açısından ilgi çekici yanı da burada: Bir davranışa hemen isim vermek yerine, kişinin kendisini hangi ilişkiler içinde gördüğünü merak etmeye çağırır. Yaşam öyküsüyle temel kavramlarını birlikte okumak, bu yaklaşımı birkaç popüler söze indirgemeden tanımayı sağlar.

Viyana’daki hekimlikten kendi yaklaşımına

7 Şubat 1870’te Viyana’da doğan Adler, 1895’te Viyana Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldu. Klinik çalışmasının ardından aynı şehirde hekimlik yaptı. 1902’de Freud’un Çarşamba Psikoloji Topluluğu’na katıldı; 1910’da Viyana Psikanaliz Derneğinin başkanı oldu. Bir yıl sonra dernekten ayrılarak kendi çalışma topluluğunu kurdu. Bu dönüm noktaları Library of Congress arşiv kaydında yer alır.

Freud’la birlikte çalışmış olması, Adler’in yaklaşımını psikanalizin başka bir adı hâline getirmez. Bireysel psikoloji açıklamasında, insan davranışının amaçları ve sosyal ilişkiler içindeki yeri öne çıkar. Kişinin geçmişi önemlidir; bunun yanında bugün neye ulaşmaya çalıştığı da sorulur. Bu, bir davranışın tek bir nedenini bulmaktan farklı bir okuma sunar.

Adler’in çalışmaları danışma odasıyla sınırlı kalmadı. 1920’de Viyana’daki devlet okullarıyla bağlantılı çocuk rehberliği klinikleri ağı kurdu. Daha sonra Amerika Birleşik Devletleri’nde dersler verdi ve çalıştı. 28 Mayıs 1937’de Aberdeen’de yaşamını yitirdi. Okul rehberliğiyle ilişkisini anlatırken, bu tarihsel çalışmalar ile bugün kullanılan uygulamaları birbirinden ayırmak gerekir.

Alfred Adler’de “bireysel” sözcüğü ne anlatır?

Yaklaşımın adı, yalnızca bireyin kendi çıkarlarına odaklanıldığı izlenimini verebilir. Oysa burada bireysellik, kişinin düşüncelerini, duygularını ve davranışlarını bölünmez bir bütün olarak ele almayı anlatır. Kuramsal açıklamada davranışın yöneldiği amaç ile bu davranışın gerçekleştiği sosyal ortam birlikte düşünülür.

Örneğin bir öğrenci grup çalışmasında konuşmuyor olsun. “Çekingen” demek, gördüğümüz davranışa kısa bir ad verir. Ama öğrencinin sözü kesilmiş mi, grupta bir görev üstlenmiş mi, yanlış cevap vermekten mi kaygılanıyor, yoksa konuya mı ilgi duymuyor? Bunlar aynı davranış için farklı sorulardır. Bu örnek bir tanı veya kuramın kanıtı değildir; bağlamı araştırmanın ne demek olduğunu gösterir.

Yetersizlik duygusu ve yaşam tarzı

Adler’in yaklaşımında yetersizlik duygusu, kişinin kendisini başkaları karşısında nasıl değerlendirdiğiyle ilişkilidir. Gelişme çabası bu duyguyla birlikte ele alınır; yoğun biçimde yaşanması ve kişinin yaşamını sınırlaması ise farklı bir sorudur. “Yaşam tarzı” da gündelik alışkanlık listesinden daha geniştir: Kişinin kendisi, başkaları ve yaşam hakkında geliştirdiği yorumlarla izlediği yolları kapsar. Bu kavramlar Adler Graduate School’un kuram özetinde açıklanır.

Bu tarihsel çerçeveyi okurken kelimeleri bugünkü gündelik kullanımlarıyla karıştırmamak gerekir. Her yetersizlik hissini “kompleks”, her anlaşmazlığı “üstünlük çabası” diye adlandırmak, öğrenciyi anlamayı kolaylaştırmaz. Bir kavramı görüşme notuna eklemeden önce, öğrencinin hangi sözünün ve hangi yaşantısının bu yoruma dayanak olduğunu açıklayabilmeliyiz.

Toplumsal ilgi: ait olmak ve katkıda bulunmak

Adler’in Gemeinschaftsgefühl kavramı, topluluk duygusu ve toplumsal ilgi ifadeleriyle karşılanır. Başkalarıyla bağ kurmayı, iş birliğini ve ortak iyiliğe katkıyı içerir. Çok konuşmak veya kalabalıkta rahat olmakla aynı anlama gelmez. Bu ayrım toplumsal ilgi açıklamasında özellikle vurgulanır.

Okul bağlamında bu düşünceyi okumak, yalnızca “Öğrenci arkadaşlarıyla anlaşabiliyor mu?” sorusuyla yetinmemeyi sağlar. “Bu grupta sözüne yer veriliyor mu?”, “Katkısı fark ediliyor mu?”, “İş birliği için hangi olanakları var?” soruları da düşünülebilir. Bunlar aşağıdaki tabloyla birlikte kullanılabilecek mesleki okuma önerileridir; Adler’in eserlerinden alınmış bir soru seti değildir.

Kavramları okurken sorulabilecek sorular

Adler’in düşüncesini gündelik etiketlerden ayırmak
Kavram Kaçınılacak kısa yorum Okumayı derinleştiren soru
Bireyin bütünlüğü Tek bir davranış kişiyi anlatır. Bu davranış, kişinin diğer yaşantıları ve ilişkileriyle nasıl bağlantılı?
Yetersizlik duygusu Kendini yetersiz hisseden herkes aynı sorunu yaşar. Kişi kendini neyle karşılaştırıyor; hangi durumda ve kimin yanında yetersiz hissediyor?
Yaşam tarzı Kişinin günlük düzeni ve alışkanlıklarıdır. Kendisine ve başkalarına ilişkin hangi yorumlar, benzer durumlarda tekrar ortaya çıkıyor?
Toplumsal ilgi Sosyal ve konuşkan olmak yeterlidir. Ait olma, iş birliği ve katkı birbirinden nasıl ayrılıyor?

Meslektaşlarınızla bir okuma toplantısında, bu kavramlardan birini seçebilirsiniz. Önce metindeki açıklamayı kendi sözlerinizle anlatın; ardından tablodaki kısa yorumun neleri dışarıda bıraktığını konuşun. Öğrenci örneği kullanılacaksa gerçek kişinin kimliğini açığa çıkaran ayrıntılar paylaşılmaz.

Eserlerine nasıl yaklaşmalı?

Adler’in yazılarını seçerken eserin tarihini ve metin türünü kontrol etmek iyi bir başlangıçtır. Arşiv kaydı, 1907 tarihli Studie über die Minderwertigkeit von Organen, 1912 tarihli Über den Nervösen Charakter ve 1927 tarihli Menschenkenntnis eserlerini listeler. Bu sıra, çalışmalarını tek bir kitaptan ibaret görmeden araştırmaya yardımcı olur.

Bir nüsha seçerken Türkçe başlığa ek olarak özgün eser adını, çevirmeni ve baskı bilgisini karşılaştırın. İlk okuma için bir kavram belirleyip metinde nasıl açıklandığını izleyebilirsiniz. Sonraki bir baskının önsözü veya başka bir yazarın yorumu ile Adler’in kendi metnini notlarınızda ayrı tutun. Buradaki eser listesi, kitapların bütününe ilişkin bir inceleme veya çeviri değerlendirmesi değildir.

Adler’in bugün için değerini tartışırken iki soruyu birlikte sormak verimli olur: Bu görüş, kişiyi ve ilişkilerini anlamak için hangi soruları açıyor? Bir öğrenci hakkında karar verirken bunun yanında hangi güncel bilgiye ihtiyaç var? Tarihsel kuram, tek başına değerlendirme ve müdahale seçiminin yerini tutmaz.

Farklı yaklaşımları karşılaştırmak için Frankl’ın anlam ve logoterapi anlayışına da bakabilirsiniz. İki yazıyı birlikte okurken, her yaklaşımın insanı anlamak için hangi sorularla başladığını karşılaştırın. Adler için bu notun merkezine kişinin bütünlüğünü, ilişkilerini ve toplumsal ilgiyi koyabilirsiniz.

Kaynaklar

Bir yanıt yazın

Blog PDR - Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Blogu sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin